Klinik Psk. Halil İbrahim Yalçın - Ergen Terapisi

Ergenlik dönemi; biyolojik değişimlerden çok daha fazlasıdır. Ruhsal açıdan bakıldığında, insanın ikinci kez doğduğu, kimliğini yeniden şekillendirdiği, duygusal dalgalanmaların en yoğun yaşandığı bir süreçtir. Bu dönemde görülen öfke patlamaları, içe kapanma, akademik düşüş, yalnızlaşma, teknoloji bağımlılığı, arkadaşlık problemleri veya kimlik karmaşaları; çoğu zaman “düzeltilmesi gereken davranışlar” değil, gencin iç dünyasının duyulmak isteyen bir sesidir.

Ben Klinik Psikolog Halil İbrahim Yalçın. Levent’teki ofisimde ergenler, genç yetişkinler ve ailelerle derinlikli bir terapi süreci yürütüyorum. Bir çocuk ve genç psikolog olarak yaklaşımım; hazır reçeteler, yüzeysel tavsiyeler veya davranış listeleri sunmak değildir. Çünkü her gencin hikâyesi, çatışması, büyüme sancısı ve aileyle kurduğu ilişki tamamen kendine özgüdür. Bu özgünlük duyulmadığında, semptomun altında yatan neden anlaşılmadığında, davranış yalnızca biçim değiştirerek tekrar eder.

Burada yürüttüğümüz psikanalitik yönelimli çalışmada amaç, sadece semptomu susturmak değildir. Amaç; gencin duygularını, gelişimsel ihtiyaçlarını, içsel çatışmalarını ve ilişkisel örüntülerini anlamlandırarak kendi kimliğiyle, kendi sesiyle yetişkinliğe adım atabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle, bir çocuk ergen psikolog çalışması; davranışı bastırmak değil, davranışı üreten ruhsal zemini anlamaktır.

Ergenlikte yaşanan her güçlü duygu, her geri çekilme, her öfke, her sorgulama—gencin iç dünyasından gelen anlamlı bir çağrıdır. Terapinin amacı da bu çağrıyı duymak, gencin kendini keşfetmesine güvenli bir alan açmaktır.

Çocuk ve Ergen Psikoloisi - Çalışma Alanlarım

Terapi sürecinde sıkça çalıştığım konular belirli başlıklar altında toplanabilir; ancak unutulmaması gereken en önemli nokta şudur: Her genç kendi hikâyesine, kendi çatışmasına ve kendi gelişimsel yolculuğuna sahiptir. Bu nedenle aşağıdaki başlıklar bir liste değil, yalnızca sık görülen temaların genel bir çerçevesidir.

Duygusal ve Psikolojik Zorluklar

Ergenlikte ortaya çıkan depresif ruh halleri, kaygı bozuklukları, ani öfke patlamaları, yoğun utangaçlık, içe kapanma ve duygusal dalgalanmalar çoğu zaman sadece “geçici duygular” değildir. Bu belirtiler, gencin içsel çatışmalarıyla baş etmeye çalıştığını, ilişkilerde ya da aile içinde zorlandığını, kendilik gelişiminde bir kırılma yaşadığını gösterebilir. Ayrıca tekrarlayıcı düşünceler, kontrol etme ihtiyacı veya obsesif eğilimler gibi OKB belirtileri de bu dönemde sıkça görülebilir.

Akademik, Motivasyon ve Dikkat Odaklı Güçlükler

Dikkat dağınıklığı, sınav kaygısı, erteleme davranışları, okuldan uzaklaşma, motivasyon kaybı ya da performans baskısı gibi sorunlar çoğu zaman yalnızca “çalışmıyor” ya da “motivasyonu yok” şeklinde açıklanamaz. Psikanalitik bakışa göre bu belirtiler; gencin kendilik algısı, aileyle olan bağı, başarıya yüklediği anlam ve içsel çatışmalarıyla yakından ilişkilidir. Bu yüzden akademik sorunları sadece davranışsal değil, duygusal ve ilişkisel yönüyle birlikte çalışıyoruz.

Sosyal ve İlişkisel Problemler

Arkadaşlık kurmakta zorlanma, akran zorbalığına maruz kalma, sosyal kaygı, yalnızlaşma, iletişimde kopukluk veya grup içinde kendine yer bulamama… Bu deneyimler çoğu zaman gencin kimlik gelişimi, özgüveni ve ilişkisel örüntüleriyle bağlantılıdır. Terapide sosyal beceri öğretmekten ziyade, bu ilişkisel güçlüklerin altında yatan duygusal anlamı çalışıyoruz.

Kimlik, Bireyleşme ve Varoluşsal Konular

Ergenlik; kimlik oluşumunun, bireyleşmenin ve “ben kimim?” sorusunun en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu süreçte cinsel kimlik ve yönelimle ilgili soru işaretleri, geleceğe dair belirsizlik, değerlerin ve inançların sorgulanması, kendini ifade etmekte veya sınır koymakta güçlük yaşanabilir. Bazı gençlerde bu çatışmalar bedensel belirtiler (somatizayon, mide sorunları, fibromiyalji eğilimleri vb.) şeklinde de ortaya çıkabilir.

Dürtüsellik ve Bağımlılık Eğilimleri

Teknoloji–telefon–sosyal medya bağımlılığı, riskli davranışlar, anlık kararlar, yoğun dürtüsellik veya kontrol kaybı yaşanan durumlar; çoğu zaman gencin duygusal yüklerini düzenleme biçimidir. Burada amaç ekran süresini sadece azaltmak değil, genci bu davranışlara iten ruhsal dinamikleri anlamaktır.

Spesifik Alanlar

Sınav kaygısı, yeme bozuklukları (anoreksiya, bulimiya, tıkınırcasına yeme), travma deneyimleri, kayıp ve yas süreçleri ergenlikte özel bir hassasiyet gerektirir. Bu alanlarda yürütülen psikanalitik çalışma; yalnızca belirtiyi hafifletmekle kalmaz, gencin duygularını tanıdığı ve kendilik yapısını güçlendirdiği daha derin bir iyileşme sağlar.

Çalışma Yöntemim: Psikanalitik Yönelimli Psikoterapi

Ergen terapisi; çocuk, yetişkin ya da aile terapilerinden farklı olarak kendi içinde ayrı bir klinik uzmanlık alanıdır. Çünkü ergen, bir yandan çocukluk dünyasından ayrılırken diğer yandan yetişkinliğin eşiğinde tamamen yeni bir kimlik kurmaya çalışır. Bu nedenle ergeni “düzeltilmesi gereken bir proje” olarak görmek, hem genci hem terapiyi yaralar.

Benim yaklaşımım ise tam tersidir: Her genç, kendi sesini bulmaya çalışan bir bireydir ve terapide amaç, bu sesi duyulur hâle getirmektir. Psikanalitik yönelimli terapi bu noktada güçlü bir çerçeve sunar. Çalışmam şu temel ilkeler üzerine kuruludur:

1. Semptomu Değil, Kökeni Anlamak

Gencin yaşadığı sınav kaygısı, öfke patlaması, içe kapanma, isteksizlik veya teknolojiye aşırı yönelme çoğu zaman buzdağının görünen yüzüdür. Asıl çalıştığımız ise suyun altında kalan duygusal çatışmalardır:

  • Mükemmeliyetçilik baskısı
  • Yetersizlik hissi
  • Aileden ayrışma / bireyleşme korkusu
  • Değer görmeme, sevilmeme kaygıları
  • Bastırılmış öfke ve kırgınlıklar

Semptomu ortadan kaldırmak kısa süreli bir rahatlık sağlayabilir; ancak köken anlaşılmadığında, benzer sıkıntılar farklı biçimlerde tekrar eder.

2. Yargısız ve Güvenli Bir Alan Sunmak

Ergenlerin en büyük ihtiyacı nasihat dinlemek değildir; kendilerini anlatabilecekleri, duyuldukları bir ilişki alanıdır. Terapide genç, en zorlandığı düşünceleri bile yargılanmadan konuşabilir. Bu güvenli alan, gencin dışarıda söyleyemediği şeyleri burada ilk kez dile getirebilmesini sağlar — bu da iyileşmenin temelidir.

3. Eyleme Dökme Yerine Sözelleştirme Sağlamak

Ergenlerin bir kısmı duygularını kelimelere dökmek yerine davranışlarıyla ifade eder:

  • Kavga etmek
  • Kendine zarar verme eğilimleri
  • Okuldan kaçma
  • Öfke patlamaları
  • Riskli davranışlar

Psikanalitik terapide amaç, bu davranışların arkasındaki konuşulamayan duyguyu bulmaktır. Böylece genç, içsel sıkıntılarını davranışla dışa vurmak yerine sözcüklerle ifade etmeyi öğrenir. Bu dönüşüm hem duygusal düzenlemeyi güçlendirir hem de riskli davranışları azaltır.

4. Aile ile Dengeli ve Sağlıklı Bir İşbirliği

Ergen terapisi gence aittir; onun alanı, gizliliği ve kendini ifade özgürlüğü korunur. Ancak aile bu süreçten tamamen dışlanmaz. Aile görüşmeleri şu amaçlarla yapılır:

  • Evde tekrar eden döngüleri anlamak
  • İletişim hatalarını fark etmek
  • Genci zorlayan dinamikleri birlikte düzenlemek
  • Sağlıklı sınırlar oluşturmak

Bu işbirliği, gencin mahremiyetini zedelemeden; onun terapi sürecini destekleyen bir çerçevede yürütülür.

5. Kişiye Özgü, Derinlikli ve Sürece Göre Şekillenen Bir Çalışma

Her gencin öyküsü, ilişkileri, duygusal ihtiyaçları ve gelişimsel yapısı benzersizdir. Bu nedenle hiçbir terapi planı “hazır paket” değildir.

Seansların ritmi, içeriği ve yönü; gencin anlattıkları, ilişkisel tepkileri, ev içi dinamikler ve bilinçdışı süreçleri temel alınarak biçimlenir. Amaç; gencin kendi kimliğini daha sağlam kurduğu, duygularını anlamlandırdığı ve yaşamında daha tutarlı seçimler yapabildiği bir kalıcı dönüşüm yaratmaktır.

Süreç Nasıl İşler?

Ergen terapisi, yalnızca belirtiyi azaltmak üzerine kurulan bir müdahale değildir; gençle kurulan ilişki, güven ve ritim bu sürecin temelini oluşturur. Terapi adım adım derinleşir ve her aşama gencin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenir.

1. İlk Temas

Süreç, ebeveynlerle yapılan kısa bir ön görüşme ile başlar. Bu görüşmede gencin öyküsü, ailenin kaygıları, ev içi dinamikler ve terapiden beklentiler ele alınır. Bu ilk temas, hem aileyi anlamak hem de süreci sağlıklı bir çerçeveye oturtmak için önemlidir. Terapinin yol haritası bu aşamada şekillenmeye başlar.

2. Genç ile Tanışma

Bu aşama ergen terapisi için kritik önemdedir. Gence buranın onun alanı olduğu ve zorla getirildiği bir yer olmadığı hissettirilir. Terapist, ebeveynin uzantısı değil; gence eşlik eden, onunla ilişki kuran kişidir. Sağlam bir terapötik ittifak kurulmadan derinleşme mümkün değildir. Bu yüzden ilk seanslar, gencin kendini ifade edebildiği, rahatlayıp güvende hissettiği bir tanışma süreci şeklinde ilerler.

3. Sürecin Yapılandırılması

İlk görüşmelerin ardından genç için kişiye özgü bir terapi planı oluşturulur. Bu plan, davranış örüntüleri, duygusal ihtiyaçlar, aile ilişkileri, gelişimsel özellikler ve bilinçdışı çatışmalar dikkate alınarak şekillenir. Terapi hiçbir zaman standart bir yapıya oturtulmaz; süreç, gencin getirdikleri, ihtiyaçları ve kendi ritmi doğrultusunda doğal biçimde ilerler.

4. Düzenli Seanslar

Görüşmeler Levent’teki ofisimde haftada bir kez, 50 dakika olarak yürütülür. Amaç sadece semptomları azaltmak değil; gencin kendilik algısını güçlendirmesi, duygularını anlamlandırması, ilişkisel örüntülerini fark etmesi ve bireyleşme sürecini desteklemesidir. Süreç ilerledikçe genç daha fazla farkındalık kazanır, duygusal olarak düzenlenir ve daha tutarlı bir iç dengeye ulaşır.

5. Aileye Geri Bildirim

Belirli aralıklarla, gencin bilgisi dahilinde aileyle yeniden görüşmeler yapılır. Bu görüşmelerde evde tekrarlayan döngüler, iletişim hataları, ailenin gence yaklaşımı ve genel sistemik değerlendirmeler ele alınır. Gizlilik ilkesi her koşulda korunur; genç istemedikçe paylaşılan bilgiler aileyle paylaşılmaz. Ancak aile sürece dahil edilir, çünkü ergenlik bireysel olduğu kadar ilişkisel bir süreçtir.

6. Düzenli Değerlendirme

Terapi ilerledikçe gencin duygusal, davranışsal ve ilişkisel değişimleri düzenli olarak takip edilir. Gerektiğinde çalışma alanları genişletilir, hedefler güncellenir ve seansların yönü yeniden yapılandırılır. Amaç yalnızca mevcut sorunları çözmek değil; gencin genç yetişkinliğe uzanan süreçte psikolojik dayanıklılığını artırmak ve kalıcı bir iç denge geliştirmesine destek olmaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum terapiye gelmek istemiyor, onu nasıl ikna edebilirim?

Bu durum sanıldığından çok daha yaygındır. Birçok genç terapiyi ilk etapta “öğretmen gibi konuşan bir yetişkin”, “sorguya çekilme” veya “kendinde bir sorun olduğunu kabul etme” olarak algılayabilir.

Zorlamak yerine şöyle bir yaklaşım daha işlevseldir:

“Son zamanlarda zorlandığını hissediyorum. Burada kimse seni suçlamayacak. Sadece seni yargılamadan dinleyecek bir uzmanla konuşmanın iyi gelebileceğini düşünüyorum. Bir kez deneyelim, devam edip etmeyeceğine sen karar ver.” Bu tutum, gencin kontrolü elinde hissetmesine ve terapiyi bir tehdit değil, kendine ait bir alan olarak algılamasına yardımcı olur.

Psikanalitik yönelimli terapide belirli bir süre vermek bilimsel değildir. Çünkü amaç yalnızca semptomu bastırmak değil; gencin:

  • kişilik yapısını güçlendirmesi,
  • duygularını tanıması,
  • ilişkilerindeki örüntüleri fark etmesi,
  • kendine özgü kimliğini kurmasıdır.

Bu nedenle süreç; gencin getirdiği malzemenin derinliğine, ritmine ve ihtiyaçlarına göre şekillenir. Bazı gençlerde ilk haftalarda rahatlama görülürken, bazı durumlar daha uzun süreli bir çalışmayı gerektirir.

Hayır. Ergen terapisinin temel ilkesi gizliliktir.

Gencin paylaştıkları, kendine veya bir başkasına zarar verme riski olmadığı sürece terapist ile genç arasında kalır. Aileye yalnızca süreçle ilgili genel değerlendirmeler ve evdeki tutumlara dair rehberlik verilir. İçeriğin aktarılmaması, gencin terapiste güvenmesi ve gerçekten açılabilmesi için zorunludur.

Terapi gence aittir; ancak aile sistem dışına itilmez.
Belirli aralıklarla yapılan aile görüşmelerinde:

  • ev içi döngüler,
  • iletişim hataları,
  • sınır problemleri,
  • ebeveyn tutumları

üzerine konuşulur. Bu görüşmeler gencin izni ve bilgisi dahilinde yapılır; gizlilik ilkesi hiçbir zaman ihlal edilmez.

Evet, çoğu zaman olumlu etkiler.
Kaygı, dikkat sorunları, motivasyon kaybı ve ilişkisel stres azaldıkça genç:

  • daha odaklı,
  • daha düzenli,
  • daha sakin,
  • daha kararlı

bir yapıya kavuşur. Terapi yalnızca akademik başarıyı değil, gencin genel psikolojik iyi oluşunu da destekler.

Genellikle 12–24 yaş arası ergen ve genç yetişkinlerle çalışıyorum. Ancak ergenliğe geçiş döneminde olan 10–11 yaş grubu da ihtiyaç durumunda sürece dahil edilebilir.
Yaş tek belirleyici değildir; önemli olan gencin gelişimsel özellikleri, duygusal ihtiyaçları ve yaşadığı zorluklardır.

Evet.
Bazı gençler için online görüşme, yüz yüze görüşmekten daha rahat olabilir.
Online seanslarda:

  • gizlilik ilkesi,
  • yapı,
  • süre,
  • psikanalitik yaklaşım yüz yüze seanslarla tamamen aynıdır. Özellikle yoğun okul programı olan gençler için oldukça işlevsel bir seçenektir.

Son Eklenen Yazılar