Yapılan araştırmalar, ergenlerde akran zorbalığı oranının %30’ları aştığını, yani her 3 çocuktan 1’inin bu yıkıcı deneyime maruz kaldığını göstermektedir. Ancak bu rakamların ötesinde, daha rahatsız edici bir soru vardır: Okullarda akran zorbalığı neden bu kadar görünmezdir? Çoğu zaman “çocukluk haylazlığı” olarak etiketlenen bu durum, aslında psikanalitik açıdan “yıkıcılığın” ve bastırılmış bir şiddetin dışa vurulduğu, güç dinamikleri üzerine kurulu ciddi bir eylemdir. Bu, sadece kurbanı değil, zorbanın kendisini ve olaya tanıklık eden sessiz çoğunluğu da ruhsal olarak etkileyen bir okulda şiddet ve akran zorbalığı biçimidir.
Akran Zorbalığı Nedir?
Akran zorbalığı, bir bireyin ya da grubun kendi içsel dünyasındaki işlenmemiş (ham) saldırganlığı ve yıkıcılığı, sistematik biçimde daha “zayıf” veya “farklı” olarak algıladığı bir başkasına yansıtması (projekte etmesi) ve onun üzerinde bir güç fantezisi kurmasıdır. Bu durum, anlık bir öfke patlamasından çok daha fazlasıdır; kurbanın ruhsal bütünlüğünü, yani öznelliğini hedef alan tekrarlayıcı ve kasıtlı bir eylemdir.
Psikanalitik açıdan bakıldığında, bu saldırganlığın kaynağında çoğu zaman ergenlikte öfke yer alır — gencin kimliğini inşa ederken yaşadığı yoğun iç çatışmalar, bastırılmış öfke ve yetersizlik duyguları, bazen bu tür dışavurumlara dönüşebilir. Dolayısıyla akran zorbalığı, yalnızca dışa yönelmiş bir şiddet değil; gencin kendi içsel karmaşasını, taşıyamadığı duyguları başka birine yöneltme biçimidir.
Akran zorbalığını basit bir anlaşmazlıktan ayıran üç temel unsur vardır:
- Kasıt: Zorbalık, bilinçli ve zarar verme amacı taşıyan bir eylemdir.
- Tekrar: Süreklilik gösterir; tek bir olaydan fazlasını kapsar ve sistematiktir.
- Güç Dengesizliği: Bir tarafın diğerine göre fiziksel, sosyal (popülerlik) ya da duygusal bir üstünlüğü vardır.
Bu üç unsur bir araya geldiğinde, akran zorbalığı yalnızca davranışsal bir problem değil; ergenlikte öfkenin, güç arayışının ve yıkıcılığın psikolojik bir sahnesi haline gelir.
Akran Zorbalığı Örnekleri Nelerdir?
Okullarda zorbalık, çoğu zaman “şaka”, “arkadaşça sataşma” ya da “çocukça bir rekabet” maskesiyle gizlenir. Bu nedenle öğretmenler, ebeveynler hatta kimi zaman kurbanın kendisi bile yaşananın bir zorbalık olduğunun farkına varamayabilir.
Bazı durumlarda bu saldırganlık doğrudan, fiziksel biçimde açığa çıkar; bazen de çok daha sinsi bir şekilde, sözel, sosyal ya da dijital yollarla ruhsal alanı hedef alır. Yani zorbalık, yalnızca vuranın değil, susturanın ve görmezden gelenin de içinde yer aldığı bir ilişkisel dinamiktir.
İşte okullarda akran zorbalığı en sık karşılaşılan biçimleriyle şöyle karşımıza çıkar:
- Fiziksel Zorbalık: İtme, vurma, çelme takma, eşyalarını alma veya zarar verme.
- Sözel Zorbalık: Alay etme, lakap takma, aşağılama, tehdit etme.
- Sosyal (İlişkisel) Zorbalık: Kasıtlı olarak dışlama, dedikodu yayma, görmezden gelme, gruba karşı kışkırtma.
- Siber Zorbalık: Sosyal medya veya mesajlaşma grupları üzerinden aşağılayıcı içerikler yayma, utandırma veya tehdit etme.
Zorbalığın Psikanalitik Kökenleri: “Şiddet ve Yıkıcılık”
Görüldüğü gibi, akran zorbalığı yalnızca davranış düzeyinde ortaya çıkan bir sorun değildir; her eylemin ardında bastırılmış bir duygu, yönünü bulamamış bir öfke ve çoğu zaman da “güçlü olma” arzusuyla karışık bir çaresizlik yatar.
Bir öğrencinin arkadaşına vurması, alay etmesi ya da dışlaması; yüzeyde bir “kural ihlali” gibi görünse de, aslında çok daha derin bir psikolojik iletişim biçimi olabilir. Bu davranışlar, çoğu zaman dile getirilemeyen duyguların – kıskançlık, değersizlik, reddedilme korkusu ya da sevilmeme endişesi – bedensel ya da sözel düzeyde dışa taşınmış hâlidir.
Bu nedenle akran zorbalığını yalnızca “kötü niyetli bir davranış” olarak görmek eksik kalır; onu anlamak için öfkenin, saldırganlığın ve yıkıcılığın kökenlerine inmek gerekir.
İşte tam bu noktada, psikanalitik bakış açısı bize zorbalığın ardındaki görünmeyen dinamikleri, yani bireysel öfkenin nasıl sistemik bir şiddete dönüştüğünü anlamada önemli bir kapı aralar.
1. Zorbanın Psikolojisi: Kendi Yıkıcılığını Başkasına Tahliye Etme
Genellikle zorba, “güçlü” olarak algılansa da, aslında kendi içindeki yoğun yetersizlik, kıskançlık veya travmatik deneyimlerin yarattığı “işlenmemiş” bir yıkıcılıkla doludur.
- Saldırganlığın Yansıtılması: Zorba, kendi içinde taşıyamadığı bu acıyı ve “kötü” olarak hissettiği parçaları, dışarıdaki bir hedefe “tahliye eder”.
- Nesneleştirme: Kurban, zorbanın gözünde bir “özne” (insan) değil, kendi içsel gerilimini boşaltabileceği bir “nesne” haline gelir. Kurbana acı vererek geçici bir “güç” ve “kontrol” hissi yaşar.
2. Kurban Neden Hedef Seçilir?
Zorba, hedefini genellikle rastgele seçmez. Kurban, çoğu zaman zorbanın sahip olmadığı veya olmaktan korktuğu bir şeyi (yaratıcılık, zeka, hassasiyet, farklılık) temsil eder. Zorbalığın asıl amacı, kurbanın bu “farklı” olan öznelliğini, yani “kendisi” olma halini yok etmektir. Bu, kurbanın psikolojisindeki en derin yarayı açan şeydir.
3. İzleyicilerin Rolü: Sessizlik ve Saldırganla Özdeşim
Akran zorbalığı hiçbir zaman sadece iki kişi arasında yaşanmaz; her zaman bir “izleyici” kitle vardır. Bu grup, zorbalığın devam etmesindeki kilit roldür.
- Sessiz Kalarak Onaylama: Grubun sessizliği, zorbanın eylemini zımnen onaylar ve ona aradığı “sahneyi” verir.
- Saldırganla Özdeşim: Daha tehlikelisi, grubun kendi içindeki bastırılmış saldırganlıktan kurtulmak için zorba ile “özdeşim kurması”dır. Zorba, grubun söyleyemediğini söyleyen, yapamadığını yapan kişi olur. Bu, zorbalığı durdurmanın neden bu kadar zor olduğunu açıklar.
4. Sistemin Bilinçdışı Katılımı (Aile, Okul, Erişkinler)
Bu üçlü dinamiği (zorba, kurban, izleyici) besleyen daha büyük bir sistem vardır.
- Ailenin Rolü: Bir gencin zorbalık davranışı, genellikle ailenin saldırganlığı bastırma biçimlerinin okula taşınmasıdır. “Bizim evde asla ses yükseltilmez” denilen, çatışmanın ve öfkenin her zaman bastırıldığı bir aile yapısında büyüyen çocuk, bu doğal dürtüleri işlemeyi öğrenemez. Okul, bu “ham” saldırganlığın tahliye edildiği yer olur.
- Erişkinlerin Sessizliği: Peki, erişkinlerin (öğretmen, yönetici) sessizliği, çocukların saldırganlığını nasıl besler? Bir yönetici, “okulun başarısını” temsil eden popüler bir öğrencinin (zorbanın) davranışlarını görmezden gelebilir. Bu bilinçdışı katılım, zorbanın eylemini onaylar.
- Okul Kültürü: Okul kültürü, zorbalığı dolaylı olarak “güç” ve “popülerlik” ile ilişkilendirdiğinde, bu davranışı bir “başarı” göstergesine dönüştürebilir.
5.Okulda Şiddet ve Akran Zorbalığı Arasındaki Fark
Her şiddet olayı zorbalık değildir; ancak her zorbalık bir şiddet biçimidir. Bu farkı anlamak, müdahalenin yönünü belirler.
Şiddet → Ani Tepki, Zorbalık → Süreç Şiddet, anlık bir öfke patlaması veya tepki olabilir. Zorbalık ise, sistematik, kasıtlı, tekrarlayıcıdır ve hedefi yalnızca anlık zarar vermek değil, güç kurmaktır. Bu ayrımın yapılmadığı durumlarda, okullar “anlık olaylara” odaklanırken, zorbalık gibi yapısal ve sistematik problemleri gözden kaçırabilir.
Akran Zorbalığının Ergen Üzerindeki Psikolojik Etkileri
Zorbalığa maruz kalan ergen, çoğu zaman sadece bir “kurban” değildir; aynı zamanda görünmeyen bir travmanın taşıyıcısıdır. Ergen psikolojisi açısından bakıldığında, bu travma; kimlik gelişiminin en hassas döneminde yaşandığı için, gencin benlik algısında derin izler bırakabilir. Bu izler, yetişkinlikte tekrar eden duygusal döngülere dönüşebilir. Bu etkileri yönetebilmek için, yalnızca dışsal davranışlara değil, içsel dünyadaki yaralara da dokunan etkili akran zorbalığı ile baş etme yolları geliştirmek kritik önem taşır.
Kısa Vadeli Etkiler
- Yoğun kaygı, utanç ve değersizlik hissi.
- Uyku bozuklukları, psikosomatik ağrılar (mide bulantısı, baş ağrısı).
- Akademik başarıda ani düşüş ve okula gitmek istememe.
- Sosyal izolasyon ve içe kapanma.
Uzun Vadeli Etkiler
- Kronik özgüven eksikliği ve depresyon.
- İlişkisel bağ kurma zorlukları (güven sorunları).
- Travma sonrası stres belirtileri (TSSB).
- Bastırılmış öfkenin sonucu olarak dürtüsel davranışlar veya ileride saldırganlık gelişimi.
Bu döngünün kırılması, yalnızca destekleyici ebeveyn tavrıyla değil, profesyonel bir terapötik sürecin varlığıyla mümkündür.
Akran Zorbalığı İle Baş Etme Yolları Nelerdir?
Akran zorbalığıyla baş etmek, yalnızca olayı durdurmak değil; gencin yaşadığı duygusal yarayı anlamak ve onarmaktır. Bu süreçte aile, okul ve uzman desteği birlikte çalışmalıdır.
Akran Zorbalığıyla Mücadelede Ebeveyn, Öğretmen ve Uzman Rolü
Zorbalığı önlemede tek bir kahraman yoktur; aile, okul ve profesyoneller birlikte hareket ettiğinde anlamlı sonuç alınabilir. İşte zorbalığı durdurmanın yolları için bazı adımlar:
Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar
- Çocuğun Duygularını Küçümsememek: “Boş ver”, “Erkek adam ağlamaz” gibi ifadelerden kaçının.
- “Sadece Şaka Yapıyorlar” Yaklaşımından Kaçınmak: Bu yaklaşım, zorbalığı normalleştirir ve gencin yaşadığı ergenlikte özgüven eksikliği sorununu derinleştirir.
- Okulla İletişimde Açık Olmak: Durumu kanıtlarla (mesajlar, tanıklar) birlikte, sakin ama kararlı bir şekilde okul yönetimine ve rehberlik servisine taşıyın.
- Güvenli Alan Yaratmak: Çocuğunuza, ne olursa olsun onun yanında olduğunuzu hissettirin.
Okulda Müdahale Mekanizmaları
- Görgü Tanıklarını (İzleyicileri) Kapsayan Destek Sistemleri: İzleyicileri sessiz kalmak yerine tanıklık etmeye teşvik eden programlar.
- Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman Süreci: Sadece kurbanla değil, zorba ve ailesiyle de çalışmak.
- Okul İçi Farkındalık Programları: MEB’in veya UNICEF’in bu konudaki rehberlerinden faydalanarak zorbalığa karşı “sıfır tolerans” kültürü geliştirmek.
Ergen Psikoterapisinin Rolü ve Profesyonel Destek
Zorbalığın yarattığı duygusal boşluk, yalnızca “zamanla geçmez.” Ergen psikoterapisi, bu görünmeyen yaraları fark etmek ve dönüştürmek için derinlemesine bir alan sunar. Ergen psikolojisi, yetişkin psikolojisinden farklı dinamikler içerir ve bu alanda uzmanlık gerektirir.
Terapötik Süreçte Hedefler
- Sınır ve Aidiyet Kavramlarının Yeniden Düzenlenmesi: Kendini koruma becerilerinin geliştirilmesi.
- Özdeğer Algısının Yeniden İnşası: Kurban kimliğinden çıkıp, yaşananların anlamlandırılması.
- Travmatik Tekrarların Fark Edilmesi: Gencin bastırdığı öfke, utanç ve çaresizlik duygularını güvenli bir alanda ifade etmesi.
Akran Zorbalığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Akran zorbalığı nedir?
Akran zorbalığı, bir bireyin ya da grubun kendi bastırılmış öfkesini ve saldırganlığını, daha “zayıf” gördüğü birine yöneltmesidir. Anlık bir tartışmadan farklı olarak, tekrarlayıcı, kasıtlı ve güç dengesizliğine dayalı bir eylemdir. Psikanalitik açıdan ise, çoğu zaman öfke ve kimlik çatışmalarının dışa vurumudur.
Okulda akran zorbalığı nasıl anlaşılır?
Çocuğun okula gitmek istememesi, notlarında ani düşüşler, nedeni belirsiz mide ağrıları veya baş ağrıları (psikosomatik belirtiler), eşyalarını sık kaybetmesi, içe kapanma veya ani öfke patlamaları zorbalık belirtisi olabilir.
Çocuğum zorbalık yapıyorsa ne yapmalıyım?
Bu, ebeveynler için en zor yüzleşmelerden biridir. Öfkeyle cezalandırmak yerine, çocuğunuzun neden bu “yıkıcı” davranışa ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışın. Genellikle bu davranışın altında, evde tanık olduğu bir şiddet, yoğun bir kıskançlık veya başa çıkamadığı bir yetersizlik hissi yatar. Onun da profesyonel desteğe ihtiyacı olabilir.
Zorbalığı durdurmanın yolları nelerdir?
En etkili zorbalığı durdurmanın yolları arasında, “izleyici” grubun sessizliğini bozmak vardır. Okul yönetimlerinin “sıfır tolerans” politikası uygulaması, zorbalığı fark eden öğrencilerin bunu güvenle bildirebileceği mekanizmalar kurması ve zorbalık davranışının ciddi sonuçları olduğunu net bir şekilde göstermesi gerekir.
Sonuç: Yıkıcılığın Ötesinde Yeniden İnşa Etmek
Ergenlerde akran zorbalığı, sadece bireysel bir sorun değil, “şiddet” ve “yıkıcılığın” okul ortamındaki tezahürüdür. Bu yıkıcı dinamiği anlamak, sessiz kalarak onun bir parçası olmamak ve hem kurbanın hem de zorbanın görünmeyen psikolojik yaraları için destek aramak, bu döngüden çıkışın ilk adımlarıdır. Bu döngüyü kırmak, sessizliğe değil, tanıklığa cesaret etmekle başlar.
Ben klinik psikolog Halil İbrahim Yalçın. Ergen ve yetişkinlerle psikanalitik temelli terapi yürütmekteyim. Ofisim, Levent‘te, Sarıyer ve Beşiktaş‘ın kesişim noktasında merkezi bir konumda yer almaktadır. Ergenlerde akran zorbalığı, okulda şiddet ve zorbalığın getirdiği yıkıcılık gibi konularda gençlerin ve ailelerin yaşadığı zorlukları psikanalitik bir bakış açısıyla anlamlandırmak, temel çalışma alanlarımdan bazılarıdır.
