Ergenlik döneminde gençler genellikle iki ayrı uç arasında gidip gelirler. Bir taraf süreci fırtınalı ve şiddetli yaşarken, diğer taraf sessizliğe gömülerek daha “sakin” geçirir. Genellikle şiddetli tepkiler veren gencin ailesi endişe içindeyken, sakin gencin ailesi rahattır. Oysa klinik açıdan asıl tedirginlik yaratması gereken tablo ergenlikte sessizliktir.
Ergenlik, hormonların aktivasyonuyla biyolojik olarak kaçınılmaz bir süreçtir; ancak her genç bu süreci ruhsal bir olgunlaşmaya dönüştüremez. Bu dönemde yoğunlaşan libidinal ve agresif dürtüler, gencin ailesinden ayrışıp dış dünyada yeni nesneler (ilgi alanları, arkadaşlar, partnerler) bulması için gerekli yakıtı sağlar. Sevgi artık çocukluktaki gibi içe değil, dışarıya yönelmelidir. Arzu etmek, merak duymak ve talep etmek gibi eylemler, gelişim için gerekli olan “sağlıklı saldırganlık” sayesinde mümkün olur. Genç, bu duyguların itici gücüyle hayata karışır ve kişiliğini inşa eder.
Dolayısıyla bir gencin spora, sosyal ilişkilere veya akademik hedeflere olan ilgisi, bu dürtülerin ne kadar serbestçe yaşanabildiğinin bir göstergesidir. Ergenlikte öfke, çoğu zaman bu enerjinin dışarıya yöneltilebildiğinin işaretidir; yani genç hâlâ ilişki kurabilmektedir. Buna karşılık evine kapanan, ilişkilerden ve eylemden (spordan) uzak duran bir genç için “hormonal olarak ergenlikte” diyebiliriz belki, ancak “ruhsal olarak ergenlikte” diyemeyiz. Çünkü duygularını yaşayamayan ve dış dünyaya yöneltemeyen genç, gelişimsel olarak tıkanma riski taşır.
Yüklenen Dürtüler Dışarı Akmazsa Ne Olur?
Dürtüler her ergene gelir; mesele bunların tutulup tutulmadığıdır. Enerjiyi içinde tutan ergenler için durum tehlikelidir. Çünkü bu enerji, “ötekine” yatırım yapmak için üretilmiştir. Eğer genç bu yatırımı dışarıdaki bir nesneye yapmayıp enerjiyi kendine çevirirse, saldırgan dürtüler de kendine döner. Bu içe dönüş; depresyon, yoğun değersizlik hissi ve kendine zarar verme davranışlarına zemin hazırlar.
İşte bu nedenle; konuşmayan, öfkelenmeyen, gençliğe ve yaşama dair bir “atılım” belirtisi göstermeyen ergen, kapıları çarpan ergenden çok daha riskli bir konumdadır. Kapıyı çarpan ergen, en azından içindeki saldırganlığı dışarıdaki bir nesneye yöneltebilmekte, yani ilişki kurmaktadır.
Gelişimsel Tıkanıklık: Narsisizmden Çıkamamak
Duyguların ötekine yatırılmaması, depresyon riskinin ötesinde, gelişimi narsisistik bir döngüye hapseder. Narsisistik savunmalar gence, yalnızlığın kendine yeteceği yanılsamasını yaşatır. Tüm yatırımın kendine ve bedene yapıldığı bu halden çıkışın yolu, ergenlikte “ötekine” yönelmektir. Aksi takdirde benmerkezcilik, kibir ve içe kapanma gibi regresif (gerileyici) yapılanmalar kişiliği ele geçirebilir.
Sonuç olarak; kapıyı çarpan ergenin taşkınlığı, doğru sınırlar ve güvenli bir bağ ile sağaltılabilir. Ancak konuşmayan, hayatın içine koşmayan ve öfkesini dahi ifade edemeyen ergenin taşıdığı hayati ve gelişimsel riskler çok daha yüksektir. Asıl korkutucu tablolar, o sessizliğin içinde saklı olabilir.
Sık Sorulan Sorular
Sessizleşen ergen mi yoksa öfkeli ergen mi daha risklidir?
Klinik olarak en riskli tablo genellikle sessizleşen, içe kapanan ve duygularını ifade edemeyen ergendir. Çünkü bu gençlerde saldırgan ve libidinal enerji içe döner; bu da depresyon, değersizlik hissi ve kendine zarar verme riskini artırabilir. Kapıyı çarpan ergen ise hâlâ ötekine yöneliyor, yani ilişki kuruyor demektir.
Ergenin “hiçbir şey istememesi” ne anlama gelir?
Ergenlikte istek, arzu, merak ve talep etmek sağlıklı saldırganlığın işaretidir. Genç hiçbir şey istemiyorsa, hayata yönelimi zayıflamış olabilir. Bu durum çoğu zaman depresif bir geri çekilmenin veya gelişimsel bir tıkanmanın göstergesidir ve ciddiyetle ele alınmalıdır.
Sessiz ergen nasıl fark edilir?
Her sessizlik bir sorun değildir, ancak ilişkiden, arkadaşlıktan, sosyal ortamdan ve eylemden uzaklaşma; odasına kapanma; akademik motivasyon kaybı; yüz ifadelerinde donukluk; duygularını konuşmamakta ısrar etme gibi durumlar uyarı işaretidir. Bu tablo “utangaçlık” gibi masum bir özellik olarak görülmemelidir.
Kapıları çarpan öfkeli ergenin davranışları normal mi?
Öfke, çatışma ve kapı çarpma ergenliğin gelişimsel olarak beklenen parçalarıdır. Burada önemli olan, sınırların güvenli şekilde korunması ve ebeveyn–ergen ilişkisinin kopmamasıdır. Doğru şekilde karşılandığında bu öfke, gencin bireyleşme sürecinin sağlıklı bir parçası olabilir.
Ne zaman bir uzmandan yardım alınmalıdır?
Genç uzun süreli içe kapanıyorsa, hayata karşı isteksizlik belirginleşiyorsa, depresif duygu durum görülüyorsa, kendine zarar verme düşünceleri ifade ediyorsa veya sosyal ilişkileri tamamen zayıfladıysa profesyonel destek önemlidir. Bu belirtiler, gelişimsel bir duraklama veya daha derin bir ruhsal çatışmanın işareti olabilir.
