Agresyon (saldırganlık), ergenlik döneminde yoğun bir şekilde ortaya çıkan, ebeveyni çoğu zaman şaşırtan ve çaresiz bırakan bir duygu olarak karşımıza çıkar. Ancak bu agresyonu “doğrudan” dışarı vurmak her genç için mümkün değildir. Çünkü öfkeyi olduğu gibi ifade edebilmek, ailenin bu duyguyu kapsayabilme kapasitesine (dayanıklılığına) ve gence tanıdığı alana bağlıdır.
Eğer aile ortamı bu öfkeyi kaldıracak esneklikte değilse, dışarı akamayan agresyon yön değiştirir. Kişinin kendisine dönen öfke (depresyon, kendine zarar verme) oldukça sağlıksızdır. Peki, öfkeyi kendine çok fazla döndürmeyen ama aileye de doğrudan (bağırıp çağırarak) yansıtmayan gençler bunu nasıl dile getirir? İşte burada tembellik gibi “pasif direniş” devreye girer. Bu yazıda ergenlerde tembellik konusuna farklı bir perspektiften bakmaya çalışacağız.
Tembellik Maskesi Altındaki Öfke
Öfkeyi genelde bağırıp çağıran, kapıları çarpan, gürültülü bir duygu olarak hayal ederiz. Oysa ergenlikte öfke, her zaman bu kadar görünür ve yüksek sesli olmak zorunda değildir. Her gencin agresyonu dışa vurma biçimi farklıdır; kimi öfkesini doğrudan ifade ederken, kimi de daha sessiz ve dolaylı yolları tercih eder. Bir gencin istenilen bir sorumluluğu sürekli ertelemesi, “ödev yapıyorum” deyip yapmaması, derse bir türlü odaklanamaması, odasını toplamayı reddetmesi veya basit bir görevi bile sürekli savsaklaması, dışarıdan bakıldığında “tembellik”, “motivasyon eksikliği” ya da “umursamazlık” gibi etiketlerle açıklanır. Oysa psikanalitik bir perspektiften baktığımızda, bu davranışların çoğu yüksek düzeyde bir öfke ifadesidir. Genç, kelimeleri veya bağırmayı kullanmadan, “yapmayarak” saldırmakta; kontrol edemediği duygusunu pasif bir direnişle ifade etmektedir. Bu nedenle görünürde hareketsiz, yavaş ve isteksiz görünen genç, aslında içsel olarak oldukça aktif bir çatışma ve agresyonla baş etmeye çalışıyor olabilir.
Ayrışma Savaşı ve Sınav Dönemleri
Ergenlik, temel itibariyle çocuğun “kendi olma” yolculuğudur. Bunu başarabilmesi için birincil nesnelerinden (bakım verenlerinden) ayrışması gerekir. Ayrışmak için ise öfke, merak ve talep etme gibi agresif dürtülerin aktif olması şarttır. Genç, bu agresyon sayesinde aileden kopup kendi sınırlarını çizer.
Özellikle sınav dönemlerinde bu durum iyice belirginleşir. Ailenin başarı arzusu ve kaygısı çok yoğunlaştığında, ergenin kendi arzusunu aileninkinden ayırması zorlaşır. Sınavı kazanmak ailenin projesi haline gelirse, genç kendi kimliğini korumak için tek bir yol bulur: Başarısız olmak.
Ergen bilinçdışında şunu yaşar: “Eğer çalışırsam sizin istediğiniz olacak, çalışmayarak (direnerek) kendi varlığımı kanıtlıyorum.” Bu nedenle ailenin okul sürecine dair yoğun arzusu, ergende güçlü bir direniş (eylemsizlik) doğurur.
Ebeveynin Gizli Öfkesi: “Potansiyeli Var Ama…”
Bu denklemde gözden kaçan bir diğer nokta, ailenin öfkesidir. Ebeveynlerin sıkça kullandığı “Zeki ama çalışmıyor”, “Potansiyeli var, istese yapar ama yapmıyor” gibi cümleler, aslında gence yönelik gizli bir öfke barındırır. Bu cümleler belirsizdir, gence bir yön tayin etmez ve yardımcı olmaz. Aksine, gence “Sen aslında bizim istediğimiz gibisin ama inat ediyorsun” mesajını vererek onu suçlar. Ergenlikte sadece gencin öfkesini konuşmak, bu karşılıklı döngüyü görmemek haksızlık olacaktır.
Sonuç: Geleceği Yakma Pahasına İntikam
Sonuç olarak, ergenin hiçbir şey yapmayarak gösterdiği pasif direniş, kendi geleceğini yakma pahasına aldığı güçlü bir intikamdır. Bu, sesli bir kavgadan çok daha derin bir çatışmanın işaretidir. Çünkü kapı çarpan ergen anlık tepki verirken; “tembel” etiketini kabul eden ergen, ebeveynini hayal kırıklığına uğratmak uğruna kendi hayatını sabote etmeyi göze almıştır. Bu tür içsel çatışmalar, aile içinde çoğu zaman görünmez kalır; oysa gencin sessiz direnişi, duyulmayı bekleyen yoğun bir duygusal yük taşır.
Aileler Ne yapabilir?
Bu durumda yapılacak en önemli durumlardan biri, gencin agresyonuna alan açmak ve yaşadığı duygularını sözelleştirebilmesine yardımcı olabilmek. Eğer aile bunu yapmakta zorlanıyorsa kendilerinin ergenlik dönemlerinde ailelerine karşı agresyon çıkarmaları mümkün olmamış olabilir.
Sınav gibi gencin alanına giren konularda eşlik eden bir yerde olup ama yönlendiren ve gençten daha çok sahiplenen bir yerde olmamaları önemlidir.
Levent’te bulunan kliniğimde, ergen terapisi sürecinde bu sessiz çatışmaları anlamlandırmaya, gencin öfkesini sağlıklı biçimde ifade edebilmesine ve pasif direniş döngüsünden zarar görmeden çıkmasına alan açıyorum. Genç ile ebeveyn arasındaki görünmeyen duygusal düğümleri fark etmek, çoğu zaman bu kısır döngünün kırılmasında en etkili adımdır.
