ergenlik döneminde gençler ,hormonların etkisiyle beden ve zihin dürtüsel uyarılmalar ile karşılaşır. Ergenlikte okb ‘nin başlangıcı buradadır.
Bazı gençler bu uyarılmayı yaratıcılık ve üretkenlik alanında bir şekilde dışa vurabilirken, bazı gençler için bu uyanış yabancı ve korkutucu bir durumdur.
Zihninde ve bedeninde olup biteni anlamlandıramayan genç, dürtülerini serbest bıraktığında absürt, kabul edilemez veya yıkıcı şeyler yapacağından korkar.
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) tam burada, o kendisini korkutan dürtüyü kontrol altında tutmak için bir kontrol sistemi olarak devreye girer.
Gencin kontrolü kaybetmekten bu kadar korkmasının altında Sevgi Kaybı vardır.
Eğer içimden gelen o kontrolsüz dürtüyü dışarı çıkarırsam, komik duruma düşerim, hata yaparım ve en önemlisi ailem tarafından reddedilirim.
Peki, bu “hata yapma ve sevgiyi kaybetme” korkusu nasıl gelişir?
Genç eğer yeni duruma uyum sağlamakta zorlanan mükemmeliyeti seven bir çevreye sahip ise çevresi hatalara karşı toleranslı ve dayanıklı bir tutum sergileyemiyorsa bu çevre okb gelişimine zemin hazırlar.
İçeride yoğun, baş etmesi zor dürtüler vardır, dışarıda ise hata yapıldığında küsen, dayanıksız hissettiği bir çevresi..
Genç bu iki durumu uzlaştırmaya çalışır, çevresini kaybetmemek ve o absürt şeyleri yapmamak için, zihniniellerini yıkayarak, eşyaları kontrol ederek, simetri arayarak meşgul eder ve kendini kilitler.
Çözüm, gencin elini yıkamasını engellemek değil hata yaptığında “küsmeyen”, dürtülerini yargılamadan konuşabileceği iç dünyasında dayanıklı ne olursa olsun kopmayacak güvenli ilişkisel alanı inşa etmektir.